Bu yazıda geçmişten günümüze Türkçe’nin sayıları ve sayı sistemini ele alacağız. İnsanoğlunun bilişsel yönünün bir ürünü olan sayma ve hesaplama ile doğal bilimlerin alfabesi olan sayılar yine insanoğlunun en temel iletişim aracı olan dille yapılır. Fakat dillerde sayı sistemleri, hesap yöntemleri ve sayıların meydana gelişi (morfo-sentaktik oluşumu ve etimolojileri) farklılık gösterir.

Çeşitli dillerde özellikle 11-99 arasındaki sayıların ifade ediliş biçimi, 10’un katlarının oluşumu, özel ve istisnai sayı adlarının dilde varlığı, hesaplamalarda 10’luk, 20’lik, 50’lik veya 100’lük sistemlerin kullanılması dünya dillerinde farklılık gösterebilir. Örneğin Avrupa dillerinde 11-19 arası sayılar ile 21-99 arası sayıların biçim ve diziliş özellikleri birbirinden farklıdır. 21-99 arasındaki sayılarda önce 10’un katı ve ardından küçük rakam gelirken 11-19 arasında önce küçük rakam, ardından 10 sayı adı veya onun kullana kullana daralmış bi-çimleri kullanılır. İngilizcede kural dışı eleven“11” ve twelve“12” sayı-larını bir kenara bıraktığımızda thirteen, fourteen, fifteen, vb.; Rusça-daki odinnadtsat’, dvenadtsat’, trinadtsat’, vb. sayılarda bunu görmek mümkündür. Bunların etimolojik anlamı “10’un üzerine (1, 2,) 3, 4, 5, vb.”dir. Fransızcada 10’un katları 70’e kadar normal yolla (örneğin, harfiyen “beş + on” anlamına gelen cinquante< Latince quinquagin-ta< Ana Hint Avrupa. pénk w e+(d)ḱomt) türetilmişken 70, 80 ve 90 sayılarında ilginç türetme yöntemleri görürüz. 70 sayı ismi “altmış (ve) on” anlamına gelen soixante-dix, 80 sayı ismi “dört yirmi” anla-mına gelen quatre-vingts, 90 sayı ismi ise “seksen (ve) on” veya “dört yirmi (ve) on” anlamına gelen quatre-vingt-dixşeklindeki birleşim-lerden elde edilmiştir. 10’un katlarının oluşumuyla ilgili en ilginç ör-nek ise Gürcücede görülür. 30-99 arasındaki sayı sistemi yirmilik(vi-gesimal) esasta ve Fransızcadaki 70-99 arasındaki sistemle aynı tarz-da oluşmuştur: ati“10”, otsi“20”, otsdaati“30 (< 20 [ve] 10)”, ormot-si“40 (< 2 [tane] 20)”, ormotsdaati“50 (< 40 [ve] 10)”, samotsi“60 (< 3 [tane] 20)”, samotsdaati“70 (< 60 [ve] 10)”, otkhmotsi“80 (< 4 [tane] 20)”, otkhmotsdaati“90 (< 80 [ve] 10)”. Bazı çağdaş Türk dillerinde de 20’li, 50’li ve hatta 100’lü sayma sistemlerinin yaygın olarak kullanıl-dığı dikkat çekiyor: Karaçay-Balkar jıyırma bla on“(yirmi ile on) otuz”; Türkmen üç elli “yüz elli”; Salar ellion“altmış”, elli yigirmi“yetmiş”; Kır-gız on bir cüz “(on bir yüz) bin yüz”, cıyırma cüz“(yirmi yüz) iki bin”, vb.

Sayılar bütün dillerde daha ilkel ve daha yeni olanlar şeklinde ikiye ayrılabilir. İlkel olanlar genellikle 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 100, 1000 gi-bi sayılarken, ara sayılar da diyebileceğimiz diğer sa-yılar daha yenidir ve ilkel olanların çeşitli birleşme-leriyle ortaya çıkmıştır. Örneğin Türkçedeki on dört “14”, seksen(< sekiz on) “80”, iki yüz“200” gibi sayılar ilkel sayıların birleşmesiyle türetilmiştir. İlkel olanla-rın kökeni çok bulanık, daha yeni olanların kökeni ise şeffaf veya daha az bulanıktır. Çeşitli nedenlerle ilkel sayıların niceliği dünya dillerinde değişkendir. Günü-müz Türkçesindeki sayıları, dünyadaki belli başlı di-ğer dillerin sayılarıyla karşılaştırdığımızda Türkçede-ki ilkel denebilecek sayıların fazlalığı dikkati çeker. Örneğin İngilizcedeki eleven“11” (ve kısmen twelve“12”); Rusçadaki sorok“40” (ve kısmen devyanosto “90”); Eski Türkçedeki tümen“on bin/10.000” ve gü-nümüz Türkiye Türkçesindeki yirmi“20”, otuz“30”, kırk“40”, elli“50”, gibi sayılar da ilkel niteliktedir, çün-kü dar da olsa bilinen herhangi bir sayı türetme para-digması kapsamında elde edilmemişlerdir. Altmışve yetmişsayılarındaki /alt/ ve /yet/ ses birliklerinin al-tıve yedi(< Eski Türkçe yeti) sayılarıyla ilişkili oldu-ğu açıktır, ama sonlarındaki +mış/+mişekinin başka bir sayıya veya isim soylu kelimeye eklendiğine da-ir elimizde hiçbir veri yoktur. Seksenve doksansayı-larındaki +an/+eneki köken bakımından onsayısı-na gider: sekiz on, dokuz on. Bu yönleriyle bu iki sayı, 10’un 20-90 arası katlarının açıklanabilir ve mantıklı olan tek türetme örnekleridir. Tarih boyunca 10’luk sistemin hâkim olduğu Türkçenin sayı sistemine art za-manlı olarak bakıldığında köklü birta-kım değişikliklerin yaşandığı görülür. Es-ki Türkçe olarak da bilinen Göktürkçe ve Uygurca dönemlerinde 10-100 arası sa-yılarda iki farklı sayı sistemi kullanılmış-tır. Bunlardan ilki tek haneli rakamla baş-lar ve 10’un bir sonraki katıyla biter. Diğe-rinde ise 10’un katı olan büyük rakamdan sonra artukı“artısı, fazlası” sözcüğü ekle-nerek tek haneli olan küçük sayı kullanılır. İlk Türkçe devrinde de geçerli olduğu dü-şünülen birinci sistemde geriden başlayan değil, tek haneli rakamla başlayan ve ileri-ye yönelen bir söz dizimi geçerlidir. eki ye-girmi(> iki yirmi) “12”, üç yegirmi (> üç yirmi) “13”, bir otuz“21”, biş otuz(> beş otuz) “25”, tört kırk(> dört kırk) “34”, se-kiz elig(> sekiz elli) “48”, üç altmış “53”, yi-ti yitmiş(> yedi yetmiş) “67”, bir sekiz on (> bir seksen) “71”, sekiz tokuz on(> se-kiz doksan) “88”, vb. Bu sistemde doğal olarak 90-100 aralığındaki sayıların nasıl ifade edileceği sorusu akla geliyor. Örne-ğin törtyüz ibaresi 94’e mi karşılık gelecek, yoksa 400’e mi? Eski Türkçede eki, üç, tört, beş/biş, altı, yeti/yiti, sekizve tokuzgibi sa-yıların yüz“100” sayısının önünde bulun-duğu diziliş, tıpkı günümüzdeki gibi yüz-lüksisteme karşılık geliyordu. Dolayısıyla yukarıdaki sorunun cevabı dört yüz“400” olacaktır. Bu durumda 90-100 arasındaki sayıların nasıl ifade edildiği sorusu karşı-mıza çıkıyor. Bunun da Eski Türkçede iki farklı yolu var. Birinci yol, bu tür sayı adı dizilişlerinde tek haneli rakamdan sonra en sona “100’den önceki, 100’den eksik” anlamına gelen örki sözcüğünün eklen-mesidir: tokuz örki“99”, sekiz yüz altı ör-ki“896”. İkinci yol ise şimdi ele alacağımız ikinci sayı sisteminin bir sonucudur. Eski Türkçede 10-100 arası sayıların ifade edilişinde daha az görülen söz di-zimsel kalıp, yukarıda da belirtildiği üzere 10’un katı olan bir rakamla başlayan, artu-kı“artısı, fazlası” sözcüğüyle devam eden ve tek haneli rakamla biten sayma sistemi-dir. Uygurca metinlerde nadiren görülen bu sistem, oran bakımından ilk sistemin yine çok gerisinde kalmakla birlikte, Gök-türk metinlerinde daha sık görülür. Ba-zı örnekler: otuz artukı bir“31”, kırk artu-kı yiti“47”, tokuz on artukı beş“95”, tokuz on artukı tokuz“99”. Artukısözcüğünün kullanımı yalnızca 10-100 arası sayılarla sınırlı değil. Bu sözcük, daha büyük olan bir sayıyı daha küçük herhangi bir sayıy-la bağlamak için de kullanılmış. Yüz artu-kı kırk tümen“140 tümen = 1.400.000”, iki mıñ iki yüz artukı beş kırk“2235” gibi sa-yılarda da bu sözcükten yararlanılmış. Aynı sözcüğün Bilge Kağan Yazıtı’nda sayı-sal değeri “30” olan aysözcüğüyle birlikte ay artukı tört kün“bir ay ve dört gün = 34 gün” şeklindeki bir ibarede de kullanıldı-ğı görülür. Sonuç olarak günümüzde kul-landığımız sayı sistemi bu ikinci sistem-den gelişmiştir. Artukısözcüğünün dü-şürülmesiyle söylenişi daha kısa ve kolay olan, anlam karmaşasına yol açmayan ye-ni sistem yaygınlaşmıştır. Bu sistemin ör-nekleri ise nadiren de olsa Yakutçada tes-pit edilmiştir: otot orduğa biir“otuz (artı) bir”, ağıs uon orduğa ikki“seksen (artı) iki”.

Üçüncü sayı sistemi olan bugünkü ya-pıya geçişin ilk örneklerini Uygur döne-minde de görmek mümkün. Geç dönem Uygur metinlerinde bugünkü dizilişte sa-yılar kullanılmaya başlanmış: on eki“12”, on biş“15”, yegirmi iki“22”, otuz sekiz“38”, elig bir“51”, yitmiş iki“72”, altı yüz eli iki “652” gibi. İslami dönem Türk dillerinden olan Karahanlıcada (10.-13. yüzyıllar) ise ne ilk ne de ikinci sistemdeki sayılardan eser kalmamış ve kesin olarak günümüz-de Türk dillerinde görülen sayı sistemi-ne geçilmiş. Tenişev, eski sistemden yeni sisteme geçişin 8.-11. yüzyıllarda yaklaşık 2,5 asırlık bir süreyi kapsadığını belirtir. Sayı sisteminin değişmesinin sıra sa-yıları üzerinde de dolaylı etkileri ortaya çıkmıştır. Göktürkçe ve Uygurcada sı-ra sayı sıfatı kuran +nçeki, üç sayısın-dan sonra ekleniyordu: üçinç, törtinç, beşinç~bişinçgibi. 10’dan sonra ise yu-karıda ele aldığımız ilk sisteme göre olu-şan sayıya bu ek getiriliyordu: bir yegir-minç“11’nci”, eki yegirminç“12’nci”, bir otuzınç“21’nci”, biş eliginç“45’inci” gibi. “Birinci” anlamında Göktürkçede yalnız-ca ilk(i), Uygurcada ise genellikle başdın-kı, nadiren de eñilkisözcükleri; “ikinci” anlamında ise her iki lehçede ekintisöz-cüğü kullanılmıştır. Yani Eski Türkçe nin hiçbir evresinde birinçve ekinç~ikinç şeklinde sözcükler ne tek başlarına ne de 10’un katlarına bitişik olarak kullanıl-mıştır. Sayı sisteminin değişmesiyle bir-likte ilk defa on birinç, on ekinç, yigirmi birinç, yigirmi ekinçgibi sıra sayılar Türk-çenin ufkunda belirmiş ve bu da zaman-la örnekseme yollarla birinç~birinçive ikinç~ikinçişeklinde kurallı sıra sayıla-rının ortaya çıkmasını tetiklemiştir. İlk defa Divanu Lügati’t-Türk’te madde başı olarak gördüğümüz birinçkelimesini bü-yük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud “Ku-rala uygun bir kelimedir, az kullanılır” şeklinde açıklamıştır. Kaşgarlı bu cümle-yi 11. yüzyılda, yani tam da bizim bahset-tiğimiz örneksemenin etkisini gösterme-ye başladığı dönemde yazmıştır. Niha-yet ekinti~ikintisözcüğü de aynı dönem-de yerini çoktan kurallı olan ikinçsözcü-ğüne bırakmış ve kendisi de “ikindi (vak-ti)” ve bir ikindiöbeğinde “birbiri, biri ve öbürü” şeklindeki yeni anlamlarını ka-zanmıştır.

Sonuç olarak Eski Türkçede eski sayı sisteminden yeni sisteme geçiş süreci Karahanlı Türkçesinden önce tamamlanmış, yeni sistem ve onun getirdiği sıra sayı paradigması, eski paradigmada da değişikliklere yol açmıştır.

Bir önceki yazımız olan Tarihin Başlangıcı ve Tarih Çağları başlıklı makalemizde ilkokul tarih, lise tarih ve tarih çağları hakkında bilgiler verilmektedir.